19 Nisan 2013 Cuma

LESSON : 20 Ordinal numbers - Sıra sayıları

LESSON : 20 

Ordinal numbers : Sıra sayıları

Türkçede sıra sayıları sayıların sonuna -inci, -ıncı, -üncü, -uncu eklenerek türetilmektedir. İngilizcede ise sıra sayıları 1, 2, 3 ve sonu -1, -2, -3 ile biten sayıların dışındakilere -theklenerek söylenir. Ancak 11, 12 ve 13 bu kurala uymaz.
Birden yirmibeşe kadar olan sıra sayılarını görelim.

1st : first

14th : fourteenth

2nd : second

15th : fifteenth

3rd : third

16th : sixteenth

4th : fourth

17th : seventeenth

5th : fifth

18th : eighteenth

6th : sixth

19th : nineteenth

7th : seventh

20th : twentieth

8th : eighth

21st : twenty-first

9th : ninth

22nd : twenty-second

10th : tenth

23rd : twenty-third

11th : eleventh

24th : twenty-fourth

12th : twelfth

25th : twenty-fifth

13th : thirteenth



Birkaç örnek daha verelim.
32nd : thirty-second
43rd : forty-third
51st : fifty-first
60th : sixtieth
75th : seventy-fifth
86th : eighty-sixth
97th : ninety-seventh
1000th : one thousandth

LESSON : 19 Cardinal numbers - Sayma sayıları

LESSON : 19

Cardinal numbers : Sayma sayıları

İngilizcedeki sayı sistemi 11-20 arası hariç Türkçe’dekine benzemektedir. Türkçede sayılar 10 dan sonra belli bir sistemle türtilmektedir. İngilizcede ise bu sistem 20 den sonra geçerli olmaktadır. Bu yüzden İngilizcede 20 ye kadar olan sayıların hepsini ezberlemek şarttır.

0 : zero

11 : eleven

1 : one

12 : twelve

2 : two

13 : thirteen

3 : three

14 : fourteen

4 : four

15 : fifteen

5 : five

16 : sixteen

6 : six

17 : seventeen

7 : seven

18 : eighteen

8 : eight

19 : nineteen

9 : nine

20 : twenty

10 : ten

20 den sonraki sayılar ise aynı Türçedeki gibi üretilir. Ancak İngilizcede onlar basamağındaki sayı ile birler basamağındaki sayı arasına – işareti konur.

21 : twenty-one

22 : twenty-two

23 : twenty-three

24 : twenty-four

25 : twenty-five

26 : twenty-six

27 : twenty-seven

28 : twenty-eight

21 : twenty-nine

Şimdi de yüze kadar olan sayıları görelim.

30 : thirty

40 : forty

50 : fifty

60 : sixty

70 : seventy

80 : eighty

90 : ninety

35 : thirty-five
47 : forty-seven
63 : sixty-three
77 : seventy-seven
Şimdi de kalan sayıları görelim.

100 : one hundred

1 000 : one thousand

1 000 000 : one million

Daha sonraki sayılar ise İngiltere ve Amerikan İngilizcelerinde farklıdır.
1000 000 000 : one thousand million veya one milliard ( İngiltere) ; one billion ( Amerika)
1000 000 000 000 : one billion (İngiltere); one trillion ( Amerika )
1000 000 000 000 000 : one thousand billion ( İngiltere) ; one quadrillion ( Amerika )
Yukarıdaki sayılarda one yerine a da kullanılabilir. İngiltere İngilizcesinde rakamlar söylenirken onlar basamağındaki sayıdan önce and getirilir. Amerikan İngilizcesinde ise getirilmez.
105 : one hundred (and ) five
180 : one hundred ( and ) eighty
225 : two hundred ( and ) twenty-five
769 : seven hundred ( and ) sixty-nine
800 : eight hundred
1850 : one thousand eight hundred ( and ) fifty
2345 : two thousand three hundred ( and ) forty-five
8750 : eight thousand seven hundred ( and ) fifty
15700 : fifteen thousand, seven hundred
258365 : two hundred fifty-eight thousand, three hundred ( and ) sixty-five
Türkçede milyon, milyar, trilyon gibi sayılardan önce bir sayısını kullandığımız halde yüz ve bin sayılarından önce bir sayısını kullanmayız. Yani bir yüz veya bir bin demeyiz yüz ve bin deriz. İngilizcede ise bu tür sayılarda bir kelimesi kullanılır.
Bir kelimesinin karşılığı olarak a veya one kullanılır. Ancak a sayının en başında olduğu zaman kullanılabilir ortada olduğu zaman sadece one kullanılır.
168 : a hundred ( and ) sixty-eight veya one hundred ( and ) sixty-eight
5168 : five thousand, one hundred and sixty-eight
1100 ile 1900 arasındaki sonu -00 ile biten sayılar one thousand one hundred ve one thousand nine hundred şeklinde okunduğu gibi, özellikle İngiltere İngilizcesinde eleven hundred ve nineteen hundred şeklinde okunmaktadır.

LESSON : 18 GOING TO” FUTURE - YAKIN GELECEK ZAMAN

LESSON : 18

“GOING TO” FUTURE

YAKIN GELECEK ZAMAN

Gelecekte olacak olayları anlatmada kullanılan birçok yoldan sadece biridir. Türk öğrencilerin buna go fiilinden dolayı “gidiyorum” yani, eğer cümlede göstermek gerekirse “I am going to read this book” cümlesini ( Bu kitabı okumaya gidiyorum) gibi yanlış anlamalarda bulundukları görülmektedir.
Oysa ki daima -ecek, -acak olarak çevrilmeleri gerekmektedir.

1. Structure: Yapı

Iamgoing to playOynayacağım.
He
She
It
Ahmet
Ayşe
The house
The cat
isOynayacak (o erkek)
Oynayacak (o kız)
Oynayacak (o cansız veya hayvan)
Ahmet oynayacak
Ayşe oynayacak
Kedi oynayacak
We
You
They
Ali and Kemal
The children
areOynayacağız
Oynayacaksın / sınız
Oynayacaklar
Ali ve Kemal oynayacaklar
Çocuklar oynayacaklar
Olumsuz yaparken
Iam notgoing to playOynamayacağım
He
She
It
is not(isn’t)Oynamayacak
We
You
They
are not(aren’t)Oynamaya / cağız / caksın (sınız) / caklar
Soru yaparken
AmIgoing to playOynayacak mıyım?
Ishe
she
it
Oynayacak mı?
Arewe
you
they
Oynayacak / mıyız / mısın(ız) / lar mı?
Olumsuz soru yaparken
AmInotIgoing to playOynamayacak mıyım?
Ishe
she
it
notIsn’the
she
it
Oynamayacak mı?
Arewe
you
they
notArentwe
you
they
Oynamayacak / mıyız / mısın(ız) / lar mı?
Kısa cevaplar “to be” fiilinde olduğu gibidir.
Bu yapı ile kullanılan fiiller daima yalın halde bulunurlar.
Bu yapının geçmiş zamanı ( was / were going to) dur. Yani; oynayacaktı, oynayacaktım, gezecektiler gibi ifadeleri anlatmakta geçmiş zaman hali kullanılır.

2. Usage: Kullanıldığı yerler

  • Her şeyden evvel sunu izah etmekte fayda görüyoruz. Bir yerden bir yere hareket bildiren go, come fiillerinin bu yapı ile kullanılmaları pek sık rastlanan bir uygulama değildir.
I am going to go. Gideceğim.
ve
I am going to come. Geleceğim.
Yerine
I am going. Gidiyorum.
ve
I am coming. Geliyorum.
ifadeleri kullanılır.
  • Geleceğe ait niyetlerin, yapılmış planların, kesin alınmış karakların, verilmiş sözlerinve gerçekleşmesi için belirtilerin ortaya çıktığı olayların anlatılmasında kullanılır.
Ekseriyetle çok yakın gelecekte olacak işlerin anlatılmasında kullanılmakla birlikte, uzun vadeli gelecek zamanlar ait işlerin dahi anlatılmasında kararlılığın vurgulanması için bu yapı kullanılabilmektedir.
I am going to give Mehmet some money. Mehmet’e biraz para vereceğim.
Bu cümlede öznenin ( yani ben ) kesin bir kararı vardır. Burada niyet edilmiş, verilecek para hazırlanmış demektir. Olay çok büyük ihtimalle olacak demektir.
It is going to rain. Yağmur yağacak.
Bu cümlede de herhangi birinin kararı olmamasına rağmen, havada bütün yağmur belirtileri vardır ve hatta belki yağmur rüzgarı bile esmeye başlamıştır.
I am going to be a doctor when I grow up. Büyüyünce doktor olacağım.
Bu cümlede görüldüğü gibi sözü edilen zaman ( yani büyüyünce ) yakın bir zaman olmamakla birlikte, kesin bir karar vermişlik ve niyette kafaya doktor olmayı takmışlık sezilmektedir.
Ahmet Bey is going to build a cottage. Ahmet Bey kulübe inşa edecek.
Is he going to sell his car? Arabasını satacak mı?
My neighbour is going to whitewash his house. Komşum evini badana edecek.
Bu cümlelerde de yine belirtiler ortaya çıkmış demektir.
Şimdi birkaç örnek cümle kuralım.
I am going to watch the football match tonight. Bu gece futbol maçı seyredeceğim.
They are going to start work tomorrow. İşe yarın başlayacaklar.
The boy is going to sleep soon. Çocuk biraz sonra uyuyacak.
Are you going to send the letters now? Mektupları şimdi mi göndereceksin?
I am not going to sell my car. Arabamı satmayacağım.
What are you going to do next Sunday? Gelecek Pazar ne yapacaksın?

LESSON : 17 PAST CONTINUOUS TENSE-GEÇMİŞ ZAMANDA SÜREKLİLİK

LESSON : 17 

PAST CONTINUOUS TENSE

GEÇMİŞ ZAMANDA SÜREKLİLİK

Bu zamanda kullanılan yardımcı fiiller ( was / were ) cümle içerisinde kelime olarak hiçbir mana ifade etmezler. Vazifeleri sadece yardımcılıktır.

1. Structure: Yapı

I
He
She
It
Ahmet
Ayşe
The cat
wasgoingGidiyordum.
Gidiyordu.( O erkek gidiyordu.)
Gidiyordu. ( O kız gidiyordu.)
Gidiyordu. ( O cansız veya hayvan gidiyordu.)
Ahmet gidiyordu.
Ayşe gidiyordu.
Kedi gidiyordu.
We
You
They
Ali and Kemal
The children
wereGidiyorduk.
Gidiyordum(uz).
Gidiyorlardı.
Ali ve Kemal gidiyordu.
Çocuklar gidiyordu.
Olumsuz yaparken
I
He
She
It
was not ( wasn’t)goingGitmiyor / du / dum / duk / dun(uz) / dular.
We
You
They
were not ( weren’t)
Soru yaparken
WasI
he
she
it
goingGidiyor muy / du / dum / duk / dun(uz) / dular?
Werewe
you
they

Olumsuz soru yaparken
WasI
he
she
it
notWasn’tI
he
she
it
going?Gitmiyor muy / du / dum / duk / dun(uz) / dular?
Werewe
you
they
Weren’twe
you
they
Kısa cevaplar
Yes, I was. No, I wasn’t. Yes, they were. No, they weren’t şeklindedir.
Fiillere “ing” takısının eklenmesi Present Continuous konusunda anlatıldığı gibi gibidir.
Present Continuous konusunu anlatırken;
“Continuous ile kullanılmayan fiiller” bölümünde anlatılan, insanın iradesi dışında gerçekleşen, hissiyat, duygu, düşünce ve mantık hislerini ifade eden fiiller bu zaman ile de kullanılmaz.

2. Usage: Kullanıldığı yerler

  • Konuşma anıyla kıyaslandığı geçmişte kalmış olayların bahsedildikleri anda başlamış ve devam ediyor vaziyette oluşları bu zaman ile anlatılır.
I was shaving at 7 this morning. Bu sabah saat 7′de tıraş oluyordum.
You were in the garden last night. What were you doing? Dün gece bahçedeydin. Ne yapıyordun?
The water level was rising. Su seviyesi yükseliyordu.
  • Geçmişte birbiri ile alakalı olan iki olaydan bahsedildiğinde, olayın biri meydana geldiğinde, başlamış ve devam ediyor vaziyette olan olay bu zaman ile anlatılır. Diğer olay ise Simple Past Tnese ile anlatılır.
When I saw them they were playing football in the garden. Onları gördüğümde bahçede top oynuyorlardı.
When you phoned I was watching the match. Telefon ettiğinde maçı izliyordum.
What were the students doing when the teacher entered the classroom? Hoca sınıfa girdiğinde talebeler ne yapıyordu?
While the boy was playing with his toy his father rang the door bell. Çocuk oyuncağıyla oynarken babası kapının zilini çaldı.
As he was waiting at the bus-stop, a lorry hit him. Otobüs durağında beklerken bir kamyon ona çarptı.
  • Yine geçmişte kalıp birbiriyle alakalı, başlanmış ve devam ediyor vaziyette olan olayların anlatılmasında kullanılır.
The boys were playing football and the girls were playing basketball. Çocuklar futbol oynuyorları, kızlar basketbol oynuyorlardı.
While he was eating, his wife was watching him. O yemek yerken karısı oyu seyrediyordu.
  • Bilindiği gibi geçmişte kalmış olayların hikaye edilmeleri Simple Past ile yapılıyordu. Simple Past ile hikaye edilen olaylardaki tasvir kısımları Past Continuous ile yapılır.
The village was very quiet. The men and the women were thinking deeply and the children were watching them sadly. At that moment they saw the enemy planes over the village. All of them got up and scattered to their homes in a terrible fright. Köy çok sessizdi. Erkekler ve kadınlar derin düşünüyor ve çocuklarda onları üzgün üzgün seyrediyorlardı. O anda köyün üzerinde düşman uçaklarını gördüler. Hepsi ayağa kalktılar ve müthiş bir korkuyla evlerine dağıldılar.
  • Gelecek zaman için kesin planlanmış ve ayarlama yapılmış olayları anlatmada Present Continuous’un kullanılması gibi geçmiş zaman ait kesinleşmiş ve her türlü ayarlamaları yapılmış, yapılacak olayların anlatılmasında bu zaman kullanılır.
He was in a great hurry. Because he was meeting his friend at the airport thet morning. Çok acelesi vardı. Çünkü o sabah hava alanında arkadaşını karşılayacaktı.
He was happy as he was having dinner with his darling in the evening. Sevgilisiyle akşamleyin yemek yiyeceği için mutluydu.
  • Sürekli olarak yapılıp, can sıkıcı olan olayların anlatılmasında “always” , “continually”, “constantly” gibi kelimeler kullanılarak anlatmada kullanılır.
My sister was always wearing my best dress. Kızkardeşim durmadan en iyi elbisemi giyerdi.

They were constantly having rows at nights.
 Geceleri durmadan kavga ederlerdi.
  • Yine can sıkıcı olayları soru sorarak ifade etmede kullanılır.
Mother: What were you talking about with that boy at the back of the house? O çocukla evin arkasında ne konuşuyordun?
Why were you sleeping im my room? Niçin benim odamda uyuyordun?
Bu iki cümleden de anlaşılması gereken, cümleyi söyleyen kişilerin bahsettikleri olaylar karşısında hoşnut olmayışlarıdır. Bu cümlelerde Simple Past kullanılmış olsa can sıkıcı bir durum söz konusu olmaz.
  • Birisine geçirmiş olduğu bir zaman dilimi hakkında soru sorulduğu zaman daha kibar olunması bakımından Simple Past yerine bu zaman kullanılır.
What were you doing before your present job? Şimdiki işinden evvel ne iş yapıyordun?
What were you doing after you left your job? İşinden ayrıldıktan sonra ne işle meşguldün?

LESSON: 16 PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE

LESSON : 16  PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE – YAKIN

GEÇMİŞ ZAMANDA SÜREKLİLİK 

1. Structure : Yapı

He
She
It
Ahmet
Ayşe
The cat
has (‘s)beenworkingÇalışmakta. ( O erkek çalışmakta.)
Çalışmakta. ( O kız çalışmakta.)
Çalışmakta. ( O cansız veya hayvan çalışmakta.)
Ahmet çalışmakta.
Ayşe çalışmakta.
Kedi çalışmakta.
I
We
You
They
Ali and Kemal
The children
have (‘ve)Çalışmaktayım.
Çalışmaktayız.
Çalışmaktasın(ız).
Çalışmaktalar.
Ali ve Kemal çalışmakta.
Çocuklar çalışmaktalar.

Olumsuz yaparken
He
She
It
has not (hasn’t)been workingÇalışmamak / ta / tayım /tayız / tasın(ız) / talar.
I
We
You
They
have not (haven’t)
Soru yaparken
Hashe
she
it
been workingÇalışmakta / mı / mıyım / mıyız / mısın(ız) / lar mı.
HaveI
we
you
they
Olumsuz soru yaparken
Hashe
she
it
notHasn’the
she
it
been working?Çalışmamakta / mı / mıyım / mıyız / mısın(ız) / lar mı.
HaveI
we
you
they
Haven’tI
we
you
they
Kısa cevaplar Present Perfect Tense’teki gibidir. Bu cümleler çalışıyor, çalışıyorum, vs. şeklinde de tercüme edilebilir.

2. Usage : Kullanıldığı Yerler

  • Her şeyden evvel, bu zamanın da bir continuous tense olduğunu göz önünde bulundurarak Present Continuous konusunda anlatılan Continuous ile kullanılamayan fiiller konusunu birkez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.
Bilindiği gibi insanın iradesi dışında gerçekleşen duygu, düşünce, mantık gibi hisleri kelimelere dökmekte kullandığımız fiiller ve sahiplik belirten fiiller continuous ile kullanılmıyorlardı.
Fakat bu tip fiillerden want ve wish fiillerin bu zaman içerisinde kullanılabildikleri görülmektedir.
They have been wishing a house like that since they came to this country. Bu ülkeye geldiklerinden beri onun gibi bir ev arzu etmekteydiler.
She has been wanting a gold watch for a long time. Uzun zamandır bir altın saat istiyordu.
Bu zaman Present Perfect’e çok yakındır. Bu zamanda da olaylar geçmişte başlar ve konuşma anında devam eder. Yine Present Perfect’te olduğu gibi tam bir karşılığı Türkçede mevcut değildir. Cümlede ifade edilmek istenen mana anlaşıldıktan sonra Türkçeye uygun bir şekilde çevrilir.
Bu zaman en iyi şekilde Present Perfect ile kıyaslama yoluyla öğrenilir. Bu yüzden Present Perfect ile kıyaslanarak anlatılacaktır.
Geçmişte başlamış ve hala devam ediyor durumda olan veya henüz tamamlanmış olayların, süreklilik ifade eden fiiller kullanmak şartıyla, ne kadar zamandır olduğunu bahsettiğimiz zaman hem Present Perfect ve hem de Present Perfect Continuous birbirinin yerine aynı manayı vererek kullanılabilirler.

Her sister has lived here since 1987.
 Kız kardeşi 1987 den beri burada oturuyor.
Her sister has been living here since 1987. Kız kardeşi 1987 den beri burada oturuyor.
I’ve wanted to have such a car for a long time. Uzun zamandır böyle bir arabam olsun istedim.
How long have they slept in this room? Ne kadar zamandır bu odada uyuyorlar?
How long have they been sleeping in this room? Ne kadar zamandır bu odada uyuyorlar?
  • Aynı durumda olan olayların ne kadar zamandır olduğundan bahsetmek de Present Perfect Continuous kullanılabilir. Olay bitmiş de olabilir bitmemiş de önemli değil.

She has been reading this book. 
Bir müddettir ( Bu kitabı okuyor ).

The mechanic has been repairing my car. 
Tamirci ( bir müddettir ) arabamı tamir ediyor?
  • Fakat aynı durumda olan olayların ne kadar zamandır olduğu bahsedilmediği zaman, Present Perfect kullanılırsa, olay tamamlanmış demektir.
She has read this book. Bu kitabı okudu.
The mechanic has repaired my car. Tamirci arabamı tamir etti.
  • Kesintisiz bir şekilde devam eden olaylar Present Perfect Continuous ile anlatılır. Miktar olarak ne kadar olduğunu, kaç tane olduğunu, kaç defadır olduğunu söylemeksizin bir olayın konuşma anıyla alakadar oluşunu Present Perfect Continuous ile anlatırız.
  • Fakat miktar olarak ne kadar olduğunu, kaç tane olduğunu ve kaç defadır olduğunu söyleyeceksek, Present Perfect kullanırız.
I have been washing cars for five hours. Beş saattir araba yıkıyorum.
I have washed five cars for five hours. Beş saattir beş araba yıkadım.
She has been walking since she got up. Kalktığından beri yürüyor.
She has walked quite a long way since she got up. Kalktığından beri bayağı yol yürüdü.
They have been quarrelling since breakfast. Kahvaltıdan beridir kavga ediyorlar.
They have quarrelled three times this morning. Bu sabah üç kez kavga ettiler.
How long have you been telephoning? Ne kadar zamandır telefon ediyorsun?
How many people have you telephoned? Kaç kişiye telefon ettin?
  • Yapılan işin bittiği veya bitmediğine önem vermeksizin yapılan işin ne olduğunu anlatmak için kullanılır. Bu maddenin kullanımında şu özelliğe dikkat etmek lazım: Bazı emareler, belirtiler, işaretler konuşma anıyla alakadar bir olayın ( bitsin bitmesin önemli değil ) olduğunu gösterirler. İşte bu olayları ifade etmede Present Perfect Continuous kullanılır.
She has been drinking. İçki içmiş.
Bu cümlede su anda elinde içki şişesi yoktur. Fakat ağzı kokmaktadır. Ağzının kokması bize onun buraya gelmeden önce içki içtiğini anlatır.
Doctor : You are too weak. I think you have been working too hard and you haven’t been eating good meals. Çok zayıfsınız. Sanırım çok fazla çalışıyorsunuz ve iyi yemekler yemiyorsunuz.
Çok fazla çalışıyorsunuz. Bu misalde de görüldüğü gibi, görünen belirtilerden bir hüküm çıkarıyoruz.
A : Why are you cold and wet? Niçin üşüyorsun ve niye titriyorsun?
B : It has been raining outside. Dışarıda yağmur yağıyor.
Belki yağmur şu anda durmuştur. Bizim için önemli olan yağmurun devam etmesi değil, ıslanmasına yağmurun sebep oluşudur.
A : Where have you been? Nerelerdesin?
B : I have been feeding the chickens. Tavuklara yem veriyordum.
A : Şu anda tavuklara yem verme işi bitmiş olmasına rağmen.
B : Nerede olduğunu veya vaktini nasıl geçirdiğini izah eder.
What have you done in my room? Odamda ne yaptın?
Burada normal olarak ne yaptığı soruluyor.
What have you been doing in my room? Odamda ne yapıyorsun?
It’s in a mess. Have you been searching for something? Karmakarışık olmuş. Bir şey mi arıyorsun?
Bu cümlede odanın karmakarışık oluşuna izah isteniyor.
Ahmet has cut his finger. Because he’s been peeling onious and chopping them up. Ahmet parmağını kesti. Çünkü soğan soyuyor ve doğruyordu.
Görüldüğü gibi Present Perfect biten bir olayı açıklıyor. Present Perfect Continuous ise sonucun sebebini izah ediyor. Bir kerede yapılıp bitirilen işlerin hala devam etmekte olduğunu anlatmada Present Perfact Continuous kullanılır.

  • Süreklilik ifade etmeyen, bir kerede yapılıp bitirilen işlerin anlatılmasında Present Perfect kullanılır.
You have been looking for that pen all morning. Haven’t you found it? Bütün sabahtır o kalemi arıyorsun. Bulamadın mı?
You have been cleaning the room since breakfast. I think you have nearly finished. Kahvaltıdan beri odayı temizliyorsun. Sanırım hemen hemen bitirmişsindir.
The sparrow has been making a nest in that tree for three days. Şu serçe üç gündür şu ağaca yuva yapıyor.
Mother has been cleaning the room since 8 o’clock. Annem sabah  8′den beri odayı temizliyor.

LESSON :15 PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE


PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE – YAKIN

GEÇMİŞ ZAMANDA SÜREKLİLİK

1. Structure : Yapı

He
She
It
Ahmet
Ayşe
The cat
has (‘s)beenworkingÇalışmakta. ( O erkek çalışmakta.)
Çalışmakta. ( O kız çalışmakta.)
Çalışmakta. ( O cansız veya hayvan çalışmakta.)
Ahmet çalışmakta.
Ayşe çalışmakta.
Kedi çalışmakta.
I
We
You
They
Ali and Kemal
The children
have (‘ve)Çalışmaktayım.
Çalışmaktayız.
Çalışmaktasın(ız).
Çalışmaktalar.
Ali ve Kemal çalışmakta.
Çocuklar çalışmaktalar.

Olumsuz yaparken
He
She
It
has not (hasn’t)been workingÇalışmamak / ta / tayım /tayız / tasın(ız) / talar.
I
We
You
They
have not (haven’t)
Soru yaparken
Hashe
she
it
been workingÇalışmakta / mı / mıyım / mıyız / mısın(ız) / lar mı.
HaveI
we
you
they
Olumsuz soru yaparken
Hashe
she
it
notHasn’the
she
it
been working?Çalışmamakta / mı / mıyım / mıyız / mısın(ız) / lar mı.
HaveI
we
you
they
Haven’tI
we
you
they
Kısa cevaplar Present Perfect Tense’teki gibidir. Bu cümleler çalışıyor, çalışıyorum, vs. şeklinde de tercüme edilebilir.

2. Usage : Kullanıldığı Yerler

  • Her şeyden evvel, bu zamanın da bir continuous tense olduğunu göz önünde bulundurarak Present Continuous konusunda anlatılan Continuous ile kullanılamayan fiiller konusunu birkez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.
Bilindiği gibi insanın iradesi dışında gerçekleşen duygu, düşünce, mantık gibi hisleri kelimelere dökmekte kullandığımız fiiller ve sahiplik belirten fiiller continuous ile kullanılmıyorlardı.
Fakat bu tip fiillerden want ve wish fiillerin bu zaman içerisinde kullanılabildikleri görülmektedir.
They have been wishing a house like that since they came to this country. Bu ülkeye geldiklerinden beri onun gibi bir ev arzu etmekteydiler.
She has been wanting a gold watch for a long time. Uzun zamandır bir altın saat istiyordu.
Bu zaman Present Perfect’e çok yakındır. Bu zamanda da olaylar geçmişte başlar ve konuşma anında devam eder. Yine Present Perfect’te olduğu gibi tam bir karşılığı Türkçede mevcut değildir. Cümlede ifade edilmek istenen mana anlaşıldıktan sonra Türkçeye uygun bir şekilde çevrilir.
Bu zaman en iyi şekilde Present Perfect ile kıyaslama yoluyla öğrenilir. Bu yüzden Present Perfect ile kıyaslanarak anlatılacaktır.
Geçmişte başlamış ve hala devam ediyor durumda olan veya henüz tamamlanmış olayların, süreklilik ifade eden fiiller kullanmak şartıyla, ne kadar zamandır olduğunu bahsettiğimiz zaman hem Present Perfect ve hem de Present Perfect Continuous birbirinin yerine aynı manayı vererek kullanılabilirler.

Her sister has lived here since 1987.
 Kız kardeşi 1987 den beri burada oturuyor.
Her sister has been living here since 1987. Kız kardeşi 1987 den beri burada oturuyor.
I’ve wanted to have such a car for a long time. Uzun zamandır böyle bir arabam olsun istedim.
How long have they slept in this room? Ne kadar zamandır bu odada uyuyorlar?
How long have they been sleeping in this room? Ne kadar zamandır bu odada uyuyorlar?
  • Aynı durumda olan olayların ne kadar zamandır olduğundan bahsetmek de Present Perfect Continuous kullanılabilir. Olay bitmiş de olabilir bitmemiş de önemli değil.

She has been reading this book. 
Bir müddettir ( Bu kitabı okuyor ).

The mechanic has been repairing my car. 
Tamirci ( bir müddettir ) arabamı tamir ediyor?
  • Fakat aynı durumda olan olayların ne kadar zamandır olduğu bahsedilmediği zaman, Present Perfect kullanılırsa, olay tamamlanmış demektir.
She has read this book. Bu kitabı okudu.
The mechanic has repaired my car. Tamirci arabamı tamir etti.
  • Kesintisiz bir şekilde devam eden olaylar Present Perfect Continuous ile anlatılır. Miktar olarak ne kadar olduğunu, kaç tane olduğunu, kaç defadır olduğunu söylemeksizin bir olayın konuşma anıyla alakadar oluşunu Present Perfect Continuous ile anlatırız.
  • Fakat miktar olarak ne kadar olduğunu, kaç tane olduğunu ve kaç defadır olduğunu söyleyeceksek, Present Perfect kullanırız.
I have been washing cars for five hours. Beş saattir araba yıkıyorum.
I have washed five cars for five hours. Beş saattir beş araba yıkadım.
She has been walking since she got up. Kalktığından beri yürüyor.
She has walked quite a long way since she got up. Kalktığından beri bayağı yol yürüdü.
They have been quarrelling since breakfast. Kahvaltıdan beridir kavga ediyorlar.
They have quarrelled three times this morning. Bu sabah üç kez kavga ettiler.
How long have you been telephoning? Ne kadar zamandır telefon ediyorsun?
How many people have you telephoned? Kaç kişiye telefon ettin?
  • Yapılan işin bittiği veya bitmediğine önem vermeksizin yapılan işin ne olduğunu anlatmak için kullanılır. Bu maddenin kullanımında şu özelliğe dikkat etmek lazım: Bazı emareler, belirtiler, işaretler konuşma anıyla alakadar bir olayın ( bitsin bitmesin önemli değil ) olduğunu gösterirler. İşte bu olayları ifade etmede Present Perfect Continuous kullanılır.
She has been drinking. İçki içmiş.
Bu cümlede su anda elinde içki şişesi yoktur. Fakat ağzı kokmaktadır. Ağzının kokması bize onun buraya gelmeden önce içki içtiğini anlatır.
Doctor : You are too weak. I think you have been working too hard and you haven’t been eating good meals. Çok zayıfsınız. Sanırım çok fazla çalışıyorsunuz ve iyi yemekler yemiyorsunuz.
Çok fazla çalışıyorsunuz. Bu misalde de görüldüğü gibi, görünen belirtilerden bir hüküm çıkarıyoruz.
A : Why are you cold and wet? Niçin üşüyorsun ve niye titriyorsun?
B : It has been raining outside. Dışarıda yağmur yağıyor.
Belki yağmur şu anda durmuştur. Bizim için önemli olan yağmurun devam etmesi değil, ıslanmasına yağmurun sebep oluşudur.
A : Where have you been? Nerelerdesin?
B : I have been feeding the chickens. Tavuklara yem veriyordum.
A : Şu anda tavuklara yem verme işi bitmiş olmasına rağmen.
B : Nerede olduğunu veya vaktini nasıl geçirdiğini izah eder.
What have you done in my room? Odamda ne yaptın?
Burada normal olarak ne yaptığı soruluyor.
What have you been doing in my room? Odamda ne yapıyorsun?
It’s in a mess. Have you been searching for something? Karmakarışık olmuş. Bir şey mi arıyorsun?
Bu cümlede odanın karmakarışık oluşuna izah isteniyor.
Ahmet has cut his finger. Because he’s been peeling onious and chopping them up. Ahmet parmağını kesti. Çünkü soğan soyuyor ve doğruyordu.
Görüldüğü gibi Present Perfect biten bir olayı açıklıyor. Present Perfect Continuous ise sonucun sebebini izah ediyor. Bir kerede yapılıp bitirilen işlerin hala devam etmekte olduğunu anlatmada Present Perfact Continuous kullanılır.

  • Süreklilik ifade etmeyen, bir kerede yapılıp bitirilen işlerin anlatılmasında Present Perfect kullanılır.
You have been looking for that pen all morning. Haven’t you found it? Bütün sabahtır o kalemi arıyorsun. Bulamadın mı?
You have been cleaning the room since breakfast. I think you have nearly finished. Kahvaltıdan beri odayı temizliyorsun. Sanırım hemen hemen bitirmişsindir.
The sparrow has been making a nest in that tree for three days. Şu serçe üç gündür şu ağaca yuva yapıyor.
Mother has been cleaning the room since 8 o’clock. Annem sabah  8′den beri odayı temizliyor.

7 Mart 2013 Perşembe

LESSON- 14: SIMPLE PRESENT TENSE 2

LESSON 14 : SIMPLE PRESENT TENSE 2

Subject he, she, it
POSITIVE
NEGATIVE
QUESTION
ANSWERS
He likes apples.
She
looks beautiful.
It
drinks milk.
He doesn't like apples.
She
doesn't speak English.
It
doesn't look beautiful.
Does he smoke?Does she speak English?Does your cat sleep in your bed?
No, he doesn't.
Yes, she does.
No, it doesn't.

AÇIKLAMALAR:
·  Olumlu cümlelerdehe, she, it öznelerinden sonra fiile "S" veya "es" eklenir.
He likes pop music.
She brushes her teeth.
It sleeps in my bed.
·  Olumsuz cümlelerdehe, she, it öznelerinden sonra doesn't getirilir. Fiile "s" veya "-es" eklenmez, fiil yalın halde kullanılır.
He doesn't like it.
She doesn't do her homework.
It doesn't sleep in my bed.
·  Soru cümlelerinde he, she, it öznelerinden önce Does yardımcı fiili kulanılır ve fiil yalın halde kullanılır.
Does he speak English?
Does she work hard?
Does it sleep in your bed?.


EXERCISES
1- what is the negative form of "He listens to pop music."
    ……………………………………………………………..
2- what is the possitive form of " She doesn't like it."
    ……………………………………………………………..
3- what is the question form of "The parrot speaks English."
    ……………………………………………………………..
4- what is the possitive form of "Does he like winter sports?"
    ……………………………………………………………..
5- Which one is the answer to this question? "Does the sun rise in the east?
    ……………………………………………………………..


LESSON-13: SIMPLE PRESENT TENSE 1

LESSON 13 : SIMPLE PRESENT TENSE 1

Subject I, You, We, They
POSITIVE
NEGATIVE
QUESTION
ANSWERS
I like apples.
You look beautiful.
We speak English.
They play tennis.
I don't like apples.
You
don't look fine.
We
don't speak French.
They
don't play tennis.
Do I look tired?Do you speak English?Do we know them?Do they play tennis?
No, you don't.
Yes, I do.
No, we don't.
Yes, they do

AÇIKLAMALAR:
·  Olumlu cümlelerde I, You, we, they öznelerinden sonra fiil yalın halde kullanılır.
I like music.
You work hard.
They speak English.
·  Olumsuz cümlelerde I, You, we, they öznelerinden sonra don't ve devamında bir fiil getirilir.
I don't like it.
You don't do your homework.
We don't know them.
·  Soru cümlelerinde I, You, we, they öznelerinden önce Do yardımcı fiili kulanılır ve özneden sonra getirilir.
Do you like pop music?
Do they work hard?
Do we have a meeting?.


EXERCISES
1- what is the negative form of "I listen to jazz music."
    …………………………………………………..
2- what is the possitive form of " We don't like it."
    …………………………………………………..
3- what is the question form of " They speak English."
    …………………………………………………..
4- what is the possitive form of "Do you like winter sports?"
    ………………………………………………….
5- Which one is the answer to this question? "Do Turkish people speak Turkish?!
    ………………………………………………..

LESSON-12: IMPERATIVES / EMIR CÜMLELERİ


LESSON 12 : IMPERATIVES / EMIR CÜMLELERİ
Imperatives, emir cümleleri anlamına gelir.
Emir cümlelerinde özne kullanılmaz cünkü karşımızdaki kişi ve kişilere hitaben söylenirler.
Özne koymamız gerekse, You kullanamamız gerekir.
Emir cümleleri fiil ile başlarlar.

ÖRNEK CÜMLELER :
Go out! (Dışarı çık)
Be quiet! (sessiz ol)
Don't smoke! (sigara içme)
Don't eat it! (Onu yeme.)
Go to bed early. (Erken yat.)
Tell me everything. (Bana herşeyi anlat.)
Don't shout at me! (Bana bağırma!)


AÇIKLAMALAR:
·  Emir cümleleri olumlu ve olumsuz olarak iki şekilde kullanılırlar. Soru şekilleri yoktur.
·  Positive Imperatives (Olumlu Emir cümleleri)
Olumlu emir cümleleri fiil ile başlar.

Sleep eight hours a night.
Drive your car carefully.
Have breakfast every morning.
Drink more fruit juice.
Eat vegetables.
Do homework everyday.
Come here and sit down.
Open the door. (Close the door.)
Turn on/off the light.
Watch the film on TV tonight.
Get on the car.

·  Negative Imperatives (Olumsuz Emir cümleleri)
Olumsuz emir cümleleri DON'T ile başlar. (Don't + verb)

Don't smoke. It's harmful for your health.
Don't drink too much coffee.
Don't drive everywhere. Walk or ride a bicycle.
Don't tell lies.
Don't drink Alcohol.
Don't speak Turkish in English lesson.
Don't miss the train. Hurry up.
Don't do it.
Don't cry.
Don't irritate me.
Don't touch electric cables.
Don't walk on the grass.

EXERCISES
John'un bazı sağlığa aykırı alışkanlıkları var. Emir cümleleri kullanarak ona ne yapması ve yapmaması gerektiğini söyleyin. Her sorunun altındaki cevaplara bakarak cümleni kontrol edin.

1- John doesn't eat breakfast every morning.
………………………………………………….

2- John drives his car every day.
…………………………………………………
3- John eats lunch at his desk.
………………………………………………..

4- John doesn't exercise after work.

………………………………..
5- John drinks a lot of coffee.
………………………………

6- John sleeps four hours every night.
………………………………………….

7- John doesn't eat vegetables.
………………………………………

8- John smokes a lot of cigarettes.
………………………………………